Kayıtlar

Kiev (Kyiv) : Ukrayna Acı Vatan

Resim
Podil Özet: Kiev. Cümle alemin çift olarak gideceğinizi öğrendiğinde müstehzi bir sırıtmayla taçlandırdığı, vizesiz ve Ankara'dan direkt dış hatlar uçuşu olmasa aynı hevesle gidilir mi diye ilk bir ölçüp biçtiğim, ama aslında hiç de kalbimi kazanmak gibi bir misyonu olmayan güzel memleket. Gerçekten Kiev baştan aşağı, sizi üzmeyen bir tatil demek. Toplam 3 gün geçirip, bazı yerlerde tur bindirerek her köşe bucağına yürüdük. Öncelikle içiniz rahat olsun. Dönüş yolunda açıkyüreklilikle mutabık kaldık ki, ortada öyle aman aman bir durum yok. Kiev'in artıları: Tarihi doku, eski binalar, film seti gibi caddeler ve yokuşlar, güzel katedraller, kocaman yemyeşil parklar, ucuz yeme-içme. Kiev'in eksileri: İngilizce o kadar da yaygın değil. Hizmet sektörü uluslararası tanınırlığı olan kurumsal bir işletme değilse, hayırseverlik üzerine kurulu. Garsonlar, tezgahtarlar sizden sıkıldıkları bir anda - çok hızlı olabiiyor- sanki sol böbreklerini istemişsiniz gibi davranabilirler...

Mütevazi Bir İskandinav Turu: Stockholm

Resim
Stortorget- Gamla Stan Özet: Oslo/Norveç'in ardından, ısrarım üzerine gezi programına dahil olan Stockholm/İsveç'e 4 saat sürmesi beklenen bir tren yolculuğu için sabahın bir körü yollara düşmemizle başladı her şey.  Yavan sendrom esprilerinden yıldığımız, şehrin tamamını oluşturan adalar aralarında pacman gibi mekik dokuduğumuz Stockholm'de 2 gün geçirdik. Oslo için söylediklerim, Stockholm için de geçerli. Stockholm'ün merkezi 2 gün gibi tempolu bir yürüyüşle dip bucak gezilebilecek genişlikte. Ancak gevşetilmiş bir 3 gün ayırırsanız, bizim gibi seyahat bitiminde geziden değil cepheden dönmüş gibi görünmezsiniz. İsveç Norveç'ten hem görüntü hem kafa yapısı olarak çok farklı.Dünyanın her yanından göçmenleri bir kara delik gibi içine çeken, Schengen vizesine Norveç'ten çok daha munis yaklaşımıyla tanınan İsveç'e bu tanınırlık, daha kalabalık ve kozmopolit bir nüfus ve Norveç'in burun kıvırdığı bir refah seviyesiyle dönmüş diyebiliriz. İsveç'e g...

Mütevazi bir İskandinavya Turu: Oslo

Resim
Vigeland Heykel Parkı Norveç'in başkenti Oslo'da, bu seferki yol arkadaşım kız kardeşimle teknik olarak 2, turistik olarak 1,5 gün geçirdik. Yolculuğun tüm aksiliklerine psikolojik temizlik yaparak bir önceki paylaşımım da yer verdiğim için, bu yazıyı yalnızca Oslo'nun eğlenceli yönüne ayırıyorum. Oslo'yu ziyaret etme fikriniz varsa şiddetle desteklerim.  Yazın güneşin hiç batmadığı bir 48 saat geçirdiğimiz, sokakta kimse yokken sabahın dördünde trene yürüyebileceğimiz kadar güvenli, kimsenin kimseye karışmadığı, turistlerin söğüşlenmediği (Norveç'te fiyatlar hayatını euro ya da dolar cinsinden kazanmayanlar arasında hiçbir ayrım yapmaksızın hepsini soyup soğana çeviriyor) ve en güzeli ağzımızın içine badana yapılıyormuş gibi hissetmeden musluktan su içebildiğimiz bir yer Oslo.  Oslo'da olduğunu bilmediğimiz tanıdık bir yüz de var; Çığlık Tablosu, E. Munch, National Gallery

Mütevazi bir İskandinav Turunun Önsözü: İskandinavya'nın Ulaşılmazlığı

Aylardır gerek çileli bir süreç sonunda alabildiğim vizesi gerek İskandinavya'ya ilk seyahatim olması nedeniyle sıkça bahsettiğim Oslo ve Stockholm'u nihayet 4 gün gibi bir sürede gezip geldim. Yer yer çileli, genel hatlarıyla yorucu ama özetle keyifli bir gezi oldu. Bu yazı yalnızca bir önsöz. Çünkü hiçbir yolculukta yaşamadığım kadar aksilik çıktı ve bu gezinin ayrılmaz bir parçası olarak apayrı bir yazıyı hak ettiler. Bu yazı Oslo ve Stockholm anılarımla değil Türk pasaportuyla Schengen Alanı'na seyahat etme cesareti gösterirseniz kısıtlı zamanda karşılaşabileceğiniz lojistik aksiliklerle ilgili. O aksilikler ki, İskandinav ülkelerinin sosyal devlet çığırtılarının altında ezilen pasaport sıralarında telef olduk. Yeri geldi gelişmişlik simgesi (!), lüks ve son teknoloji trenlerinde, Aşti'deki kalk gidelim otobüslerini aratmayacak basiretsizlikler yaşandı ve yolumuzdan alıkonulduk...

Schengen Vizesiyle İlgili İhmal Edilmemesi Gerekenler

Romalılar! Schengen turist vizesi başvurum ve itirazımla ilgili süreci 'Bir Bürokrası Sporu Olarak Vize Almak' yazımda belirtmiştim. Ancak henüz başvuru yapmadan seyahatinizle ilgili belirlemeniz gereken bazı temel ayrımlar var ve vizenin değerlendirme sürecini etkileyebilecek nitelikte.. Bu yazıyı vize başvurusundan önce halletmeniz gereken single-entry multiple-entry ayrımına ve vizenizde yazan süre ile ilgili kafa karıştırıcı olabilen birkaç noktayı açığa kavuşturmak için yazıyorum. 1. Schengen- AB ayrımı yapmak. Avrupa Birliği ülkesi olması bir ülkenin Schengen Alanı'na dahil olacağı anlamına gelmiyor. Biri politik bir oluşum diğeri ise serbest dolaşımın belirlendiği bir düzenleme.  Aynı şekilde Norveç, İsviçre gibi AB üyesi olmayıp Schengen vizesiyle girebileceğiniz ülkeler olduğu gibi AB üyesi olup Schengen'e geçmeyen ve ayrı vize almanızı gerektiren ülkeler de var.(Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan, Kıbrıs.)

Uluslararası Öğrenci Kartı Hezeyanı (ISIC Card)

Özet : Yurtdışında ciddi avantajları olan ve adı maalesef radikal terör örgütünü çağrıştıran ISIC kartı (uluslararası öğrenci kartı) son günlerde Türkiye'de bulmak ve edinmek can sıkıcı bir süreç.  Kartı eskiden internetten alabiliyordunuz ancak artık internetten satın alma seçeneği yok. Olmaması yeterince kötü değilmiş gibi, ISIC, haleti ruhiyesi ve şeffaflığı değişiklik gösteren yurtdışı eğitim danışmanlığı firmalarına yetki vermiş. Bu kurumlarla iletişime geçtiğinizde göreceğiniz üzere, Türkiye'de genel bir kart tedarik sıkıntısı hakim, Ankara ve İzmir'de şu sıralar kart yok. Ama Eskişehir'den online olarak başvurup kargo yoluyla alabiliyorsunuz.

Hazin bir İzmir Müze Turu

Resim
Kivircik Turist'te daha önce: Giremediğim TCDD Müzesi Yüksek lisans tezimin vicdani yükümlülüğü sona erince, uzun süredir ziyaret etmediğim müzeleri yarın yokmuşçasına gezeceğim bir totemim vardı. Ağırlıklı olarak şehir merkezindeki müzeleri gezdiğim bu bölümde İzmir'in müzelerine tebelleş oldum. Kordon'u boydan boya yürüdüğüm şöyle bir trekking turuna dönüştü gezim (İtaliklerin fotoğrafını ekleyeceğim) Alsancak Garı TCDD Müzesi Kordon Atatürk Evi Mask Müzesi Arkas Sanat Galerisi Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi (Eski itfaiye binası) Etnoğrafya Müzesi İzmir Arkeoloji Müzesi Ümran Baradan Oyuncak Müzesi Tarihi Asansör İnciraltı Gemi Müzesi Alsancak Limanı'ndan Konak'a uzanan, kendi deyimimle Kordon Maratonu'na, 12 numaralı otobüsten (Üçkuyular'dan kalkıyor), Alsancak Garı'nda inmek gibi mütevazi bir adımla başladım. TCDD'nin Alsancak Garı'nın karşısında, çok güzel bir tarihi Rum binasında bulunan Müze ve Sanat Galerisi...

Atletik bir Ankara Müze Turu

Resim
Herkese merhaba! Ankara'da bir totemim vardı. Tezimi tamamladığımda, senelerdir gitmediğim ya da bölük pörçük gezdiğim tüm müzeleri akşama kadar gezeceğim demiştim. Bu kutsal misyonun ardından güzel ama cavcav sıcak olacağını belli eden bir Mayıs sabahı, bir Müzekart, bir çanta, bir ben yollara vurduk. Şöyle bir güzergah ortaya çıktı; 1.CerModern 2. Resim Heykel Müzesi 3. Etnografya Müzesi (Müzekart) 4. Çengelhan Rahmi Koç Müzesi 5. Erimtan Arkeoloji Müzesi 6. Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Müzekart) 7. Ulus PTT Pul Müzesi 8. Ziraat Bankası Müzesi 9.Kurtuluş Savaşı Müzesi 10. 2. TBMM (Cumhuriyet) Müzesi 11. TCDD Müzesi -Gar

Kotor (Karadağ)

Resim
Nerede kaldım? : Surların içindeki şehrin göbeğinde bulunan Montenegro Hostel'de. Ne kadar kaldım, siz giderseniz ne kadar kalmak yeterli?: 2 gün geçirdim. Verimli planlanmış - ve uygulanabilmiş- 1 gün Kotor için yeterli. Pahalı mı? : Karadağ'ın para birimi euro. Fiyatlar (hostel konaklama, yemek, hediyelik ıvır zıvır) bir tatil beldesi için uygun sayılır, Dubrovnik 'ten daha ekonomik. Nasıl gidilir: Türkiye'den Karadağ'ın başkenti Podgorico'ya direk uçuşlar var, oradan otobüsle Kotor'a ulaşabilirsiniz. Konum itibariyle Dubrovnik'ten sadece 2.5 saat. Karadağ'ın Türkiye'ye vize uygulaması yok. Ancak Dubrovnik'e adım atmak için de Hırvatistan vizesi gerekiyor.  Kotor, Sırbistan'dan ayrılan Karadağ'ın sahil kasabası görünümlü şehirciklerinden biri; korunaklı bir körfezin baş köşesine konuşlanmış. Sanırım UNESCO'nun koruması altında.  Kotor'a koskoca otobüslerin her virajda burun buruna geldiği, bir yanı...

Bir bürokrasi sporu olarak vize almak...

Romalılar! Yeşil pasaportumun 25 yaşımda iptal edilmesini izleyen süreci Tiflis 'te bir parça anlatmıştım. Pasaportsuz- vizesiz Tiflis'ten, süründüren, vize peşinde helak olduğum Oslo&Stockholm'e geçişim alıştırmasız, yumuşatmasız ve psikolojik hazırlıksız gerçekleşti. Turlardan kaçan ben, bireysel olarak turist vizesine başvurdum ve meşakkatli bir süreç sonunda alabildim. Sizlere 2 aylık bir direniş mücadelesini, bir dış temsilciliğin gözünde potansiyel mülteciden mazbut turiste evrilmemin ibretlik hikayesini anlatacağım ve Ankara'da bireysel olarak Schengen vizesi alacak/alası/alması muhtemel herkese faydalı olmasını diliyorum. (Diğer şehirlerde konsolosluklar İstanbul'a gönderebiliyormuş, o nedenle süreç farklı olabilir.) Norveç ve İsveç'i kapsayacak bir gezi planı için, Schengen vizesine başvurdum. Schengen Alanı- Avrupa Birliği ayrımı için bkz:  https://www.schengenvisainfo.com/schengen-visa-countries-list/  Özetle Norveç bir AB ülkesi değil ama Sc...

Tiflis/ Tblisi

Resim
Ne kadar kaldım?: 2 gün Nerede kaldım?: Pushkin 10 Hostel Tiflis yolculuğu, geçerli bir pasaportumun olmadığı dönemde 'pasaportsuz yurtdışı hayal değil' ütopyası tadında gerçekleşti. Yeşil pasaportum 25. doğumgünü hediyelerimi açarken iptal edilmişti, 4 yıldan uzun geçerli bir pasaport almak merkezi bir muhitte 2+1 daire kirasınaydı ve yenilgiymişcesine sürekli öteliyordum. Henüz vize çilesi çekmemiş, eski güzel günlerdeki bilet alıp uçağa binme, en fazla yeşil pasaportu ömr ü hayatında ilk kez gören suratsız havaalanı memurlarına laf anlatma bölümündeydim. Bu nedenle, ş ehir efsanesine dönen ve Sabiha Gökçen'in dış hatlarına dek emin olamadığım 'Gürcistan’a pasaportsuz seyahat başlamış' savını bir 'yetmez ama evet' iyimserliğiyle kucakladım. Gerçekten de kimliğim ve aşı kartından hallice, damgalanmış kağıtla Tiflis'e vardım.  Dış hat ancak pasaportsuz seyahat olduğundan, yurtdışı çıkış harcına gerek kalmadı. Tiflis’in yurdum iş merkezi genişliğ...

Gittim ve Döndüm 2.0 / There and back again, 2.0

Selamlar, Geri döndüm. Özünde seyahat meşgalelerimi ölçülü bir eleştirellik, iyimser bir kararlılıkla yorumlamak olan emektar bloguma hem de... ya klaşık 5 yıl önce yazdığım tüm paylaşımlarımı gözden geçirip peyder pey düzenlediğim, yenilerini esirgemediğim bir versiyon 2.0. Aslında hem blogun hem benim yeni bir sürümüm. Gezi yazılarım, öyle gelecek nesile falan değil, yakında yörede, vize konusunda bilmemne büyükelçiliğini sefil ve yasadışı bir göçmen olmayacağına ikna edebilmiş ve kur fazla değişmeden edebiyle seyahat edip dönmeyi düşünenlere nacizane iletiler yalnızca. Gelecek bölüm: Oslo- Stockholm  Hey there, This is my travel blog where I mildly criticize my past touristic experience with an overestimated optimism on several occasions. I share my travel experince and make suggestions on specific destinations, tip you on some dos-donts, 'mustsee's or 'nobigdeal's . This blog is anything but a diary, more of a sincere empathy to those making resources to trav...

Sırtçantalılar'da Heybeliada yazım yayınlandı...

Sevgili takipçilerim, yoldan geçerken uğrayanlarım ve şahsen tanışmasam da blogumda başımın üstünde seve seve taşıdığım misafirlerim :D, Çok severek takip ettiğim Sırtçantalılar  sitesinde Haziran'da ziyaret ettiğim Heybeliada üzerine bir yazım yayınlandı.Elbette çeşitli değerlendirmelere ve editörün takdirine göre özgün şeklinden biraz ayrıldı, ancak kendi cümlelerimi ve Heybeli anılarımı Sırtçantalılar'da paylaşmak beni tarif edemeyeceğim kadar mutlu etti. Eylemlerim sürecek.. Yazıya ulaşmak için :  http://sirtcantalilar.com/blog/heybeliadada-bes-gun Sırtçantalılar'a teşekkür ediyorum.

Dubrovnik- 2

Resim
Dubrovnik'in Old Town'ı bir gün ayırarak dipbucak gezmiş ancak otele döner dönmez, Balkan seyahatimin başından itibaren geometrik olarak artan yorgunluğuma esir olup bayılmıştım.Ertesi günü daha hafifletilmiş gezmeye yeminli bir şekilde otelden çıktığımda, akşamına daha yorgun döneceğimden habersizdim. Öncelikle sabah hemen otele 5 dakika uzaklıkta bulunan Lapad sahilinde, 2013 yaz sezonunun ilk denize girme aktivitesini gerçekleştirdim. Denizi yaz günü için oldukça ılık, sahili kumlu, ancak insanların sığışabileceği alan biraz dar olduğundan şezlonglar dip dibeduruyor. Aşırı dıptıs dıptıs olmaması ve insanların edebiyle denize girmesi yönüyle huzurlu bir yerdi.şyalarımı emanet ettiğim teyzeye kısa bir teşekkürün ardından hostele dönüp, yarım saate geri kalan yapılacaklar listemle tekrar merkeze yollandım.  Sarı antenli telekomünikasyon şirketine yurtdışı tarifelerinin kabızlığı için sayıp söverken bir yandan da Hırvat usülü telefon kartı edindiğim ve bütçemi 10 gün içind...

Dubrovnik- 1

Resim
Ne kadar kaldım? : 2 gün Nerede kaldım?: Otellerin çoğunlukta olduğu Lapad bölgesinde Villa Micika adında bir hostelde Neden gidilmeli: Adriyatik incisi tabir edebileceğim bir Hırvat İzmir'i ve film platosu tadında bir deniz kenti olduğu için. Pahalı mı: Özellikle Old Town içerisi kesinlikle gereksiz pahalı. Ne zaman gidilmeli? : Güneş ve denize girmenin söz konusu olduğu bir aralıkta. Dubrovnik'e varmak, fazla turistik atraksiyonu olmayan herhangi bir tatil beldesine arabayla gelmek gibi bir histi ilk adım attığımda. Köprü, şehrin dışında kalan istasyon ve liman, bir kaç tekne görüyorsunuz sadece. Dubrovnik namına görebileceğiniz yerler aslında istasyona otobüsle 10 dakika mesafede. Ancak gezmeden önce sırtımdan savmam gereken bir çantam olduğundan Dubrovnik'in meşhur Old Town'u yani Eski Şehir'ine giden yoldan ayrılıp, Lapad bölgesine yollandım. Bu bölgede çoğunlukla oteller var ve seyahat tarihimin en pahalı hosteli de burada konuşlanmış. Acemilik edi...

Zagreb 2

Resim
Kral Tomislava Heykeli Zagreb'i, tüm Yukarı Şehri dipbucak dolaşmış halde terk etmiş ve hostelinize dönmüşseniz, ertesi güne Aşağı Şehir'den başlayarak farklı bir rota izlemek ve Zagreb de küçükmüş diye burun kıvırmaktan kaçınmak daha güzel oluyormuş. Gezmek tamamen güzergahın insafında ve Zagreb bunun çok güzel bir örneği oldu. Hostele çok yakın olan Otobüs Terminali, kendi deyimimle Zaşti, onların deyimiyle Autobusni Kolodvor'a yürüyüp, ilerideki köprüden sola kırdım ve bir onbeş dakika cadde boyu yürüdüm. Cadde tam da merkezi yerlerin arkasında kalan ve daha çevresel mekanlara gitmek için kullanılan o yollardan birinin kenarıydı ve karşımdaki tarafı adam boyu duvardı. Art Pavillion Yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra cadde bitti ve sol tarafında Tren Garı'nı gördüm.Aynı zamanda en ucunda sarı bir 'beyazsaray' kıvamındaki  Art Pavillion 'ın göründüğü alana çıktım. O meydanda fotoğrafı çekilecek çok yer olduğundan ve kaldırım yüksekliği bi...

Zagreb 1

Resim
Ne kadar kaldım : 2 gün Nerede       "      : House Hostel, (Otobüs terminaline 10 dk) Gezilesi yerler envanteri: Aşağı Şehir (Donji Grad), Mimara Müzesi, Yukarı Şehir (Gornji Grad, ünlü müzelerinin bir kısmı burada), Katedral, Dolac pazarı, bilimum ara sokaklar Neden gidilmeli: Otantik! Dünyanın en eski şehirlerinden biri ve tarih üst üste binmiş.Orjinalliğini korumuş, atmosferi güzel, binalar,caddeler, ara sokaklar görmeye değer ve her köşesinden ilgi çekici şeyler çıkıyor. Müzeleri son derece yaratıcı ve turistler için herşeyi son derece kolaylaştırmışlar. Pahalı mı? : Dubrovnik'ten kesinlikle ucuz. Yemek ve hediyelikler Türk parasına göre bir tık pahalı ama fahiş değil. 3 kuna:1 TL şeklinde aklınızda tutabilirsiniz. Euro almıyorlar. Özgün yemekler: Yok denecek kadar az. Struckli diye bir tatlıları var. Özgün içkiler: Hırvatistan genelinde Karlovacko ve Ojuzsko biraları İki günden fazla kalsak sıkılır mıyız? :   Sanmam. Ne zaman g...

Sarajevo (Saraybosna)

Resim
Başçarşı 10 Haziran sabahının 06.00'ında vardığım Sabiha Gökçen'de yarı uyur yarı uyanık geçen 3.5 saatin ardından Sarajevo'ya varmam sadece 1.5 saat sürmüştü. Jetlag'in değil ama uykusuzluğun kazanına düşmüş halde, en poker suratımla havaalanına indim.Yol arkadaşlarımın çoğunluğunu çocukları Bosna’da okuyan aileler ve uyku kırıntılarımdan çalan 'öğrenci misin?' temalı bitmek bilmez sorular oluşturuyordu. Aynı homojen kafile, bütünlüğünü dış hatlar gelen yolcu bölümünün sensörlü kapısına dek garip bir şekilde inatla sürdürdü. Çeşme Yolculuğumun geri kalanını etkileyen tatsız süprizle ise bavul beklerken tanıştım. "Akıllı yurtdışı" tüm şebeke denemelerime rağmen çalışmıyordu ve değil Türkiyeyi hiçbir yeri arayamıyordum. Bu durumun bünyemde yarattığı alerjik reaksiyonla semt AVM'si genişliğindeki havaalanından çıktım. Beni havaalanından alacak arkadaşı – bu kısımdan itibaren kendisinden Djemal diye bahsedeceğim- beklerken aynı uçaktan i...

Balkanlar 101

Resim
Zagreb Taksimi- Jelalica Meydanı Gönderdiği soğuk hava kütleleri nedeniyle doğalgaza yüklendiğim, yüzeysel genel kültür tezahürü olarak yükseköğrenime dek Tito, Yugoslavya ve Bosna Katliamı gibi belli başlı anahtar sözcükler dışında fazla aklımı kurcalamayan bir coğrafya idi Balkanlar. Uluslar arası örgütler dersinde,  bu nadide kurumların tarihe geçmiş fiyaskoları literatürü çerçevesinde öğrenmiştim bölgeye ve insanına reva görüleni, iki asır değil sadece 20 sene önce gerçekleşmiş, Sevdalinka’yı  ‘gözünüze bir şey kaçmadan’ okuyamayacağınız hale getiren insanlık suçlarını... Hırvatistan ve Karadağ belki, ama Bosna’ya biraz da bu yüzden asla turistik belde gözüyle bakamadım… Şimdiki aklım olsa ilk ziyaret edeceğim topraklarken, bu yaza dek Schengen’in solmayan gülleri diye tanımlayabileceğim bazı Avrupa ülkelerini kapsayan birkaç yıllık seyahat tecrübemden sonra ancak tanışmamız kısmet oldu. Giderken Balkan turu diye yuvarladığım, döndükten sonra daha çok “post-Yugos...

Abant Gölü

Resim
Yurtdışı gezmelerinden yurtiçi seyahatleri şeridine sinyalsiz saptığım nacizane koşuşturmacamın bir tezahürü olarak, bugün ben ve üç arkadaşım Abanttaydık. Güzergaha hakim olmayışımız ve ağız birliğinden yoksun teknolojik aletler ekibimize zorunlu molalar ve rota değiştirmeler şeklinde prodüksiyon hataları olarak geri döndü ve Ankara'dan Abant'a 3 saatten biraz fazla bir sürede ulaştık. Dönüş yolunda anladığımız, yolun hakkının otoban sayesinde 1 saat 45 dakika- 2 saat civarı olduğuydu.